Kolorektal Kanserde Önlenebilir Riskler: Diyet, Mikrobiyota ve Güncel Literatür
- Güvenç Koçkaya

- 15 May
- 7 dakikada okunur

İnsanlık olarak tarihte birçok alanda devrim görüp, kâh yenilikler ve savaşlarla, kâh icatlarla ve mucizelerle sarsıldık. Ne konuştuğumuz, ne giydiğimiz, ne okuduğumuz ve ne dinlediğimiz sürekli değişti. Şüphesiz ki yaşadığımız bütün değişimler, en ilkel güdümüzün, beslenme içgüdüsünün ardından yükseldi. İnsanoğlu olarak tarih sayfasında nasıl beslendiğimiz, yaşanan teknolojik gelişmelere ve koşullara göre bir hayli gelişim gösterdi. Bugün sizlere, beslenmede belki de en önemli rolü oynayarak yediğimiz besinlerdeki içerikten en yüksek verimi almamızı sağlayan bağırsaklarımızdan ve maalesef ki günümüzde oldukça yaygın olan kolorektal kanserden söz edeceğim.
Kolorektal kanser nedir?
Kolorektal kanser, kolon ve/veya rektumda gelişen kötü huylu bir tümördür ve genellikle zamanla kansere dönüşebilen benign poliplerden kaynaklanmaktadır. Kolorektal kanser, kolonoskopi, biyopsi, dışkıda gizli kan testi (GGK) ve görüntüleme yöntemleriyle kesin olarak teşhis edilebilse de insanlarda görülen bağırsak hareketlerinde dengesizlik (ishal veya kabızlık), dışkıda kan, karın ağrısı, nedeni bilinmeyen kilo kaybı, yorgunluk ve düşük demir seviyeleri gibi semptomlar da bu hastalığı teşhis etmede önemli sayılabilir; ancak unutmamak gerekir ki özellikle hastalığın erken evrelerinde hiçbir belirti görülmediği durumlar da mevcuttur.
Dünya ve Türkiye İstatistikleri
Dünya Sağlık Örgütü’nün açıkladığı rakamlara göre kolorektal kanser 2026 yılı itibari ile global kanser vakalarının %10’luk kısmını oluşturarak dünyadaki en yaygın üçüncü kanser tipi olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca kolorektal kansere bağlı ölümler, dünyada kansere bağlı ölüm sıralamasında ikinci sırada gelmektedir. Ülkemizde ise Sağlık Bakanlığının 2020 yılında açıkladığı rakamlara göre kolorektal kanser en sık görülen üçüncü kanser olmakla birlikte 25-49 yaş arasındaki erkeklerde en sık görülen kanser türüdür.
Kansere Ne sebep olur?
Güncel literatürde kolorektal kanserin ortaya çıkma olasılığını arttıran sebepler arasında genetik, işlenmiş et ve et ürünleri, sigara, diyette az lifli gıda tüketme, sedanter yaşam, obezite ve alkol tüketimi gösterilmektedir. Kolorektal kanserde etkenlerle alakalı birçok çalışma ve meta-analiz bulunmakla birlikte her geçen gün toplanan yeni verilerle bu araştırmalar güncellenmektedir. Bu veriler arasında ortak olarak işaret edilen en anlamlı etkenler işlenmiş et ve et ürünlerinin tüketimi ve lif açısından düşük diyetin tercih edilmesidir.
İşlenmiş et ve et ürünleri: IARC(Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı), 26 Ekim 2015’te işlenmiş et ve et ürünlerini Grup 1 (karsinojen), kırmızı et ürünlerini ise Grup 2A (muhtemelen karsinojen) sınıfına aldı. İşlenmiş et ürünlerinin özellikle bağırsaktaki zararlı etkilerinin altında yatan etki mekanizması bu ürünler işlenirken kullanılan koruyucuların (spesifik olarak sodyum nitratlar/E250) hem pişirme esnasında hem de vücutta azot ürünlerine dönüşerek DNA hasarı, kronik inflamasyon ve oksidatif stres yaratması olarak görülmektedir. Bu ürünlere örnek olarak her çeşit sosis, salam ve sucuk ürünlerini gösterebiliriz.
Kırmızı etin grup 2A (muhtemelen karsinojen) kategorisine konulmasının sebebi ise etin pişirme tekniğine göre değişen ve bu süreçte açığa çıkan karsinojenik bileşiklerdir. Bu bileşiklere örnek olarak heterosiklik aminler (HCA), polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH) ve N-nitrozo bileşikler gösterilebilir. Bu bileşikler hücrede DNA hasarı oluşturarak vücutta karsinojenik etki yaratırlar. Bunun yanısıra yapılan çalışmalarda kırmızı ette bulunan demirin ‘heme demir’ formunun lipid peroksidasyonuna yol açarak bağırsakta karsinojenik yükü arttırdığı gözlenmiştir.
Ayrıca laboratuvar ortamında yaratılan bağırsak organoidlerinde, kırmızı ette bolca bulunan karnitin ve kolin gibi bileşiklerin bağırsaktaki bakteriler tarafından TMA(trimetil amin)’ya dönüştürüldüğü ve bu bileşiklerin oksidatif stres ve kronik inflamasyonu tetikleyen TMAO(trimetilamin N-oksit)’yu oluşturarak kolorektal kanser riskini arttırdığı gözlenmiştir.
Lif içeriği düşük diyet tercihi: Söz konusu bağırsaklarımız olduğunda birçok sağlık otoritesi lifli gıdalarla beslenmenin öneminden bahsetmekte ve günlük hayatımızda liften zengin gıdalar olan sebze ve meyve tüketimini arttırmayı önermektedir.
Peki lif, bağırsaklar için neden bu kadar önemlidir ve kolorektal kanserdeki yeri nedir?
Yazımın ilk başında, insanlık tarihinden bahsederken aslında kafamda ilk insanların beslenme tarzı ile şu anki insanlığın beslenme tarzı arasındaki fark yatmaktaydı. Atalarımız ateşin henüz bulunmadığı zamanlarda bitki yaprakları ve çiğ sebze/meyve ile beslenirken günlük aldıkları lif oranı yüksek seyretmekte, bağırsak floraları da buna göre şekillenmekteydi. Oysa günümüzde endüstriyel devrimle birlikte hazır gıdaların sayısının artması, besin kalitesinin genel olarak yapay tarım ve pestisitlerle azaltılması (ata tohumu kaybı) ve ileri pişirme tekniklerinin kullanılması dolayısıyla yediğimiz besinlerle geçmişe kıyasla maalesef ki çok az lifi vücudumuza kazandırabiliyoruz.
Butirat
Yapılan çalışmalarda, tüketilen liflerin kalın bağırsaktaki bakteriler tarafından fermente edilmesi sonucunda kısa zincirli yağ asitlerinin (SCFAs) oluştuğunu ve bu yağ asitlerinin bağırsaktaki hücreler için enerji kaynağı sağlayarak kolon için koruyucu etki yarattığı gözlemlenmiştir. Bu kısa zincirli yağ asitlerinden üzerinde en çok durulanı Bütirat’ın bağırsak hücreleri üzerindeki antineoplastik etkilerinden bahsetmek istersek:
Wnt/β-katenin sinyal yolunun baskılanmasını sağlayarak kolorektal karsinogenezi baskılar.
Apoptozu indükte ederek ve tümör anjiyogenezini baskılayarak neoplastik hücrelerin göçünü ve proliferasyonunu önler.
Trefoil faktörleri (mukoza iyileşmesi ve bariyer koruması) HSP’leri, (ısı şoku proteinleri) (hücre stres yanıtı) ,antimikrobiyal peptitleri (mikroplara karşı savunma) ve transglutaminaz aktivitesini (doku stabilitesi ve bariyer bütünlüğü ile ilişkili enzim aktivitesi) arttırarak mukozal defans bariyerini güçlendirir.
Farelerde yapılan deneylerde GPR43’ü aktive ederek HDAC (histon deasetilaz) enzimini baskılayarak ve IL-10 artışına sebep olduğu, bundan dolayı da güçlü bir anti-inflamatuvar etkiye sebep olarak kolit gibi inflamatuvar bağırsak hastalıklarına karşı etkili olabileceği öngörülmüştür.
Yapılan çalışmalar, butirat’ın düşük kantitatif seviyelerde (0.5 mM) kolon hücrelerinde büyüme ve çoğalmayı teşvik ederken yüksek seviyelerde (5 mM) hücrede çekirdek içine girerek HDAC inhibisyonu yaptığını ve apoptozu stimüle ederek antineoplastik etkiye katkı sağladığını göstermiştir. Araştırmalar, liften zengin meyve ve sebze tüketimini arttırarak bağırsaktaki bakteriler aracılığıyla bağırsaktaki butirat miktarını arttırabileceğimizi ve bunun kolorektal kansere karşı protektif etki yaratabileceğini öngörmektedir.
Fitokimyasallar/Polifenoller
Polifenoller, tıp dünyasında çokça çalışılan bir gruptur. Yapılan çalışmalarda polifenol grubu içeren besinlerin tüketilmesinin kolorektal kansere karşı koruyucu etki yarattığı gözlenmiştir. Polifenol grubu içeren bazı besinler ve koruyucu mekanizmaları:
Polifenol İçeren Besinler | Koruyucu Mekanizmalar |
Bitter Çikolata, Kahve, Kakao |
|
Nar, Üzüm, Böğürtlen, Ahududu | |
Ceviz, Badem | |
Zeytinyağı |
Ne yapabiliriz?
Daha önceki yazılarımda sıklıkla vurguladığım gibi hastalık sonrası tedaviden ziyade hastalığı önlemenin daha değerli olduğuna inanmaktayım. Bu yüzden kolorektal kanserin önlenmesinde küçük hayat tarzı değişiklikleri ile büyük farklar yaratılabileceğini düşünüyorum. Bu hayat değişikliklerinde birinci sırada AACR (American Association for Cancer Research)’nin önerdiği gibi kırmızı etin haftalık tüketilen porsiyon sayısını 3’ten fazla olmayacak şekilde (haftalık 350-500 g) düzenlemek ve işlenmiş et ve et ürünlerini mümkünse diyet listemizden tamamen çıkartmak var. İkinci sırada, diyetimizde Akdeniz tipi diyet şeklini benimseyerek liften zengin sebze ve meyve tüketimini arttırmak, polifenollerden zengin gıdaları soframızdan eksik etmemek ve gün içerisinde bolca su içmek geliyor. Bunların yanısıra bağırsaklarımızdaki floranın lifli gıdaların fermentasyonu ve genel olarak gıdaların işlenmesindeki rolünden ötürü bağırsak floramıza iyi bakmak, probiyotik ve prebiyotik nitelikteki ürünleri daha sık tüketmek de kolorektal kanserden korunmada önemli bir rol oynamakta.
AHCC Takviyesi
Daha önceki yazılarımda sıklıkla bahsettiğim AHCC takviyesinin özellikle kolorektal kanser üzerinde de denendiği çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmalardan birinde, AHCC ve ETAS(enzimle işlenmiş asparagus ekstraktı) kombinasyonu kolorektal kanser hücreleri üzerinde denenmiş ve bu kombinasyonun:
Sinerjistik bir etki yaratarak apoptoz indüksiyonu yaptığı ve bu sayede kanser hücrelerini öldürücü etki gösterdiği,
Geleneksel olarak verilen kanser tedavisi ilaçlarının oluşturduğu antineoplastik etkiyi arttırırken, hematolojik toksisiteyi ise tam tersi bir şekilde azalttığını,
Kolorektal kanserde metastaz riskine karşı hücre hareketliliği ve göç yeteneğini azalttığı,
Ayrıca ROCK2 protein ekspresyonunu azaltıp, E-cadherin protein ekspresyonunu ise arttırarak metastaz riskini azalttığı,
Bütün bu etkileri sağlarken sağlıklı kolon hücrelerini öldürmeden, sadece kanser hücreleri üzerinde öldürücü etki gösterdiği ve uygulanan kemoterapilerin etkisini arttırdığı gözlenmiştir.
Fareler üzerinde yapılan bir başka çalışmada ise AHCC’nin tek başına kolorektal kanser gibi hastalıklarda konvansiyonel olarak uygulanan kemoterapilerin oluşturduğu hepatoksisite, nefrotoksisite ve kemik iliği baskılanması gibi istenmeyen etkileri azaltarak genel sağkalımı arttırdığına dair bulgular elde edilmiştir.
Maliyet-Etkililik Açısından Tedavi ve Taramalara Bakış
Bir doktor ve sağlık ekonomisti olarak, hastalıklara yaklaşımım hastalıkların tedavisi esnasında yapılan harcamalar üzerinden anlam çıkarmak ve hastalığı önleme adımında uygulanacak stratejilerin karşılaştırmasını yapan çalışmalarla sağlık sistemi ve hasta için en verimli yolları gözetmektir. Bu yüzden sizlere ülkemizde yapılan bazı maliyet-etkililik analizlerinden bahsedeceğim.
Kolorektal kanserin tedavi maliyetini araştıran bir çalışmada, 62.970 hasta verisi ile:
Yukarıdan aşağı maliyet yaklaşımı ile kolon kanseri hastalarının ortalama hasta başı maliyeti 3.055,5 TL, rektum kanseri hastalarının 4.146,2 TL olarak hesaplanmıştır. Ortalama hasta başı maliyet metastatik kolon kanseri hastaları için 5.153,8 TL olarak hesaplanırken, metastatik olmayanlar için 2.629,4TL, metastatik rektum kanseri hastaları için 6.618,2 TL, metastatik olmayan hastalar için 3.802,1 TL olarak hesaplanmıştır. Bu çalışmadan tedavi için harcanan kaynakların sağlık sisteminde nasıl bir yüzde oluşturduğunu, özellikle metastatik hasta başına düşen maliyetin metastatik olmayan hasta başına düşen maliyete göre ne kadar yüksek seyrettiğini görebilmekteyiz.
Bir diğer tedaviye yönelik maliyet analizinde ise Türkiye’de kolorektal kanserde izlenen çoğu tedavi rejiminin maliyet-etkili olmadığı, ancak bazı ilaç kombinasyonlarının (FOLFIRI ve FOLFOX) bu açıdan daha kabul edilebilir olduğu sonucuna varılarak ülkemizde kolorektal kanserin tedavi rejimlerinde maliyet-etkililik açısından güncellemelere ihtiyaç duyulduğu gözlenmiştir.
Tedavinin bu kadar maliyetli olduğu düşünüldüğünde, tedavi kadar hatta belki de daha önemli olan ‘tetkik’ basamağının daha çok vurgulanması gerektiği ortadadır. Taramalar için yapılan bir maliyet-etkililik analizi çalışmasında 25 yıllık kişi başı maliyetler için “yılda bir gaitada gizli kan testi (GGK)” en düşük maliyetli tarama stratejisi (638 TL) olarak saptanırken, “10 yılda bir kolonoskopi” en yüksek maliyetli tarama stratejisi (2.150 TL) olarak bulunmuştur. Kazanılan yaşam yılları incelendiğinde ise 21,98 yaşam yılı ile en etkili stratejinin “yılda bir GGK ve 10 yılda bir kolonoskopi”; en az etkili stratejininse taramanın yapılmaması olduğu görülmüştür. Sonuç olarak “yılda bir gaitada gizli kan testi (GGK)” ve “yılda bir GGK ve 10 yılda bir kolonoskopi” stratejileri hem maliyet etkililik açısından hem de hastalığın erken teşhisi açısından atılacak en mantıklı adımdır. Unutmamak gerekir ki erken teşhis, hayat kurtarır!
KAYNAKÇA
Dünya Sağlık Örgütü // Kolorektal Kanser https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/colorectal-cancer
Türkiye Kanser İstatistikleri, 2020. https://hsgm.saglik.gov.tr/depo/birimler/kanser-db/Dokumanlar/Istatistikler/Turkiye_Kanser_Istatistikleri_2020.pdf
Union for International Cancer Control. (2015, October 26). IARC Monographs evaluate consumption of red meat and processed meat. Union for International Cancer Control. https://www.uicc.org/news/iarc-monographs-evaluate-consumption-red-meat-and-processed-meat
Zoltan Ungvari et al. Association between red and processed meat consumption and colorectal cancer risk: a comprehensive meta‑analysis of prospective studies GeroScience (2025) 47:5123–5140 . https://doi.org/10.1007/s11357-025-01646-1
Duncan J Flynn et al. Colon cancer screening programs prevent cancer. World J Gastroenterol 2024 November 14; 30(42): 4566-4568. https://dx.doi.org/10.3748/wjg.v30.i42.4566
Stephen J. D. O’Keefe . Diet, microorganisms and their metabolites, and colon cancer. Nat Rev Gastroenterol Hepatol. 2016 December ; 13(12): 691–706. doi:10.1038/nrgastro.2016.165.
Anne HY Chu et al. Dietary patterns and colorectal cancer risk: Global Cancer Update Programme (CUP Global) systematic literature review. The American Journal of Clinical Nutrition Volume 121, Issue 5, May 2025, Pages 999-1016. https://doi.org/10.1016/j.ajcnut.2025.02.021
Numanoğlu Tekin, R., & Şahin, B. (2020). TÜRKİYE’DE KOLON VE REKTUM KANSERİ TEDAVİ MALİYETİNİN YUKARIDAN AŞAĞI MALİYET YAKLAŞIMI İLE BELİRLENMESİ. Sosyal Güvence, 16, 140-164. https://doi.org/10.21441/sosyalguvence.675492
Koçkaya G., Polat M., Wertheimer I. A. Ve ark. (2013) Treatment cost of metastatic colon cancer in Turkey Farmeconomia. Health economics and therapeutic pathways 2013; 14(1): 19-25
Ertem, Ö., Koçkaya, G., Çay Şenler, F., Öter, V., Ökçün, S., & Öztürk, F. (2022). Türkiye’de Kolorektal Kanser Taramalarının Maliyet Etkililik Analizi. Sosyal Güvence, 21, 686-721. https://doi.org/10.21441/sosyalguvence.1138993
Paganelli, F.; Chiarini, F.; Palmieri, A.; Martinelli, M.; Sena, P.; Bertacchini, J.; Roncucci, L.; Cappellini, A.; Martelli, A.M.; Bonucci, M.; et al. The Combination of AHCCandETASDecreases Migration of Colorectal Cancer Cells, and Reduces the Expression of LGR5 and Notch1 Genes in Cancer Stem Cells: A Novel Potential Approach for Integrative Medicine. Pharmaceuticals 2021, 14, 1325.https://doi.org/10.3390/ph14121325
Kota Shigama, Akihiro Nakaya et al. (2009) Alleviating effect of active hexose correlated compound (AHCC) for anticancer drug-induced side effects in non-tumor-bearing mice. Journal of Experimental Therapeutics and Oncology, Vol. 0, pp. 000–000


Yorumlar