HIV ile Yaşayan Bireylerde Mikronutrient Desteği: Literatür Temelli Bir Değerlendirme
- Güvenç Koçkaya

- 27 Nis
- 8 dakikada okunur

İnsan immün yetmezlik virüsü (HIV), bağışıklık sistemini hedef alarak özellikle CD4+ T lenfositlerini etkileyen ve tedavi edilmediğinde ilerleyici immün yetmezliğe yol açabilen küresel bir halk sağlığı sorunudur. 1980’li yılların sonlarından itibaren geliştirilen antiretroviral tedaviler ile HIV enfeksiyonu yönetilebilir hale gelmiş, özellikle 1996 yılında yüksek etkili kombinasyon tedavisinin (HAART) klinik kullanıma girmesiyle AIDS’e bağlı mortalite belirgin şekilde azalmıştır. Yeni çıkan tedaviler ve koruyucu hekimlik önerileri ile birlikte günümüzde HIV pozitif tanısı alan hastalar geçmişe kıyasla sayıca epey azalsa da, her geçen gün birçok kişi HIV pozitif tanısı alarak bu virüsle yaşamaya alışmaya çalışmaktadır.
2025 yılında yayınlanan UNAIDS Aralık 2024 raporuna göre dünyada yaklaşık 40.8 milyon HIV ile yaşayan birey tanımlanırken, Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan rapora göre ülkemizde 1985’den bu yana 54.472 birey HIV+ tanısı almıştır. Bunun yanısıra göz önüne alınması gereken diğer istatistik ise yeni vaka sayılarıdır. Dünya genelinde HIV insidansı 2010'dan bu yana %40 oranında azalarak 1,3 milyona gerilerken; Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre Türkiye'de aynı dönemde HIV insidansı, 100.000 nüfusta 0,74'ten 7,00'ye yükselerek yaklaşık 9.4 kat artmış ve küresel eğilimin aksine dramatik bir yükselme göstermiştir. Ayrıca Econalix tarafından hazırlanan araştırma raporu Türkiye için bu yükselme trendinin devam ederek 2021 yılında kaydedilen 3.002 yeni vaka sayısının 2030 yılında 5.709’a yükseleceğini öngörmektedir.Buna ek olarak DSÖ tarafından verilen istatistiklerde dünya genelinde 2010’dan bu yana HIV’ye bağlı ölümler %54 oranında azalırken, Türkiye’de ise bu rakam 24’ten 62 ye yükselerek 2.58 kat artmıştır.
Son yıllarda HIV enfeksiyonuna ilişkin yeni tanı sayılarındaki artış ve toplum farkındalığının yükselişi ile birlikte HIV’nin klinik olarak yönetilmesi ve yeni tedavi seçeneği arayışı da önemli bir mevzu haline gelmiştir.
Bugünkü yazımın konusu olan HIV+ bireylerde önerilen takviyelerden bahsetmeden önce, bu takviyelerin hangi soruna çözüm getirdiğini anlamak amacıyla HIV’nin doğasından biraz bahsetmek gerekmektedir. Vücuttaki CD4+ T hücreleri, bağışıklık sisteminin kritik bir bileşenidir ve bağışıklık yanıtlarının düzenlenmesinde merkezi bir rol oynayarak B hücreleri ve sitotoksik T lenfositleri gibi diğer bağışıklık hücrelerine yardımcı olur.HIV, esas olarak bu CD4+ T hücrelerini hedef alır ve bu hücrelerin azalmasına yol açarak bağışıklık baskılanmasına neden olur. CD4+ T hücre sayısı, HIV ile enfekte bireylerde bağışıklık fonksiyonunun değerlendirilmesinde temel bir göstergedir ve hastalık progresyonunun ve tedavi etkinliğinin izlenmesinde yaygın olarak kullanılır. CD4+ T hücre sayısı 200 hücre/μl’nin altına düştüğünde, hastalar ciddi fırsatçı enfeksiyonlar açısından yüksek risk altına girer. Bu nedenle CD4+ T hücre sayısının ve fonksiyonunun korunması, HIV ile yaşayan bireylerin sağlığı ve prognozu açısından hayati öneme sahiptir. Ayrıca HIV ile enfekte bireyler, hastalığın doğası ve kronik ilaç kullanımı nedeniyle malnütrisyon yaşamaktadır. Bu popülasyonda düşük vücut kitle indeksi (VKİ) yaygındır ve bu durum genel sağlığı olumsuz etkileyerek eşlik eden hastalık riskini artırmaktadır Bu gözlemler topluca değerlendirildiğinde, yalnızca mevcut antiretroviral tedavi (ART) rejimlerine dayanmanın, HIV ile enfekte bireylerde bağışıklık iyileşmesi ve beslenme durumunun kapsamlı şekilde düzeltilmesi için yeterli olmadığı görülmektedir. Bu nedenle, yeni tamamlayıcı tedavi stratejilerinin geliştirilmesi ve araştırılması için acil bir ihtiyaç bulunmaktadır. Bugün sizlere bu ihtiyaçlardan doğan bilimsel araştırmalar ışığında HIV ile yaşayan bireylerde çalışılan ve DSÖ gibi resmi kurumların önerdiği takviyelerden bahsedeceğim.
Çoklu Vitaminler ve Mineral Takviyeleri
DSÖ tarafından refedere edilen birden fazla çalışmada çoklu vitaminler (A,D,E,K,B ve C) ve molibden, çinko, selenyum, magnezyum, demir, iyot, bakır, manganez, kromiyum, kobalt gibi minerallerin HIV+ bireyler üzerindeki etkisi çalışılmış ve birlikte kullanıldıklarında CD3+, CD4+, CD8+ hücreleri, IgA, IgG, IgM ve T lenfositleri gibi immün sistem hücrelerinin sayısında artış gösterilmiştir. Aynı zamanda bu vitamin ve minerallerin birlikte kullanılması vücuttaki viral yükün de azalmasına sebep olmuştur.
HIV+ bireylerde iştahsızlık, malnütrisyon, ilaç etkileşimleri ve emilim bozukluğundan kaynaklanan vitamin eksiklikleri sıklıkla görüldüğü için, multivitamin ve multimineral içeren preparatlar aynı zamanda bu eksikliklerin giderilerek vücut metabolizmasının normal işleyişine de katkı sağlar ve sağlık halinin korunmasına yardımcı olur.
Örneğin B vitaminleri, büyük bir vitamin ailesi olarak vücutta birçok işlevi yerine getirmektedir. 8 türü olan B vitaminlerinin özellikle HIV için önem arz eden işlevleri arasında:
CD4+ lenfositlerinin DNA sentezinde görev almak,
Lenfosit maturasyonu ve proliferasyonunda görev almak,
DNA de novo sentez reaksiyonlarında kofaktör olarak görev yapmak, (özellikle folat (B9), metilkobalamin(B12) ve piridoksin(B6))
Kaspaz3 ve p53 aktivitesini azaltarak HIV’nin tetiklediği hücre apoptozuna karşı koruyucu rol almak,
Ön kolda reaktif hiperemiyi iyileştirerek vasküler reaktiviteyi arttırmak (özellikle folat (B9)
Total kolesterolü ve trigliseridi azaltıp, HDL’yi arttırarak genel dislipidemi tablosunu iyileştirmek (özellikle uzun salınımlı niacin (B3))*
HIV ve ilaç kaynaklı periferal nöropatiyi önlemek
*hepatotoksisite, flushing ve glukoz intoleransı gibi sebeplerden ötürü ER-niasin kullanımı bazı vakalarda tercih edilmemektedir.
Bunun dışında B vitaminleri daha öncede bahsettiğimiz gibi HIV+ bireylerde sıklıkla rastlanabilen
vitamin eksikliklerinden kaynaklanan bazı hastalıklar (beriberi, pellegra, anemi, )
HIV+ enfeksiyon vakalarında kullanılan ve B vitamini antagonisti olarak görev yapan izoniazid, TMP-SMZ gibi ilaçların oluşturduğu karşıt mekanizmalar
HIV+ bireylerdeki bağırsak epitelyal hasarından kaynaklanan B vitamini emilim bozuklukları
gibi durumlarda da koruyucu ve kompanse edici bir faktör olarak karşımıza çıkar.
Vitamin | Adı | Günlük Önerilen Yetişkin Dozu |
B1 | Tiamin | 1.5-2 mg |
B2 | Riboflavin | 1.7-2 mg |
B3 | Niasin | 20 mg |
B6 | Piridoksin | 2 mg |
B9 | Folat | 400 µg |
B12 | Metilkobalamin* | 2.4 µg |
*metil formu emilimi yüksek olduğu için tercih edilmelidir.
Ayrıca, yapılan çalışmalarda B vitaminlerinin:
HIV+ bireylerde:
o Hastalığın genel progresyonunu önleyerek AIDS’e bağlı mortaliteyi azalttığı,
o HIV RNA yükünü azalttığı,
o CD4+ T hücre sayısını arttırarak immün sistemi desteklediği,
HIV+ gebelerde:
o düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve intrauterin ölüm riskini azalttığı,
HIV+ infantlarda:
o Psikomotor gelişimi arttırdığı ve fırsatçı enfeksiyonlara yakalanma riskini azalttığı görülmüştür.
DSÖ tarafından refere edilen çalışmalarda, 1078 katılımcıda 71 ay boyunca Vitamin A, beta karoten,B,C ve E vitaminleri birlikte kullanılmış ve hastalığın gelişiminin azalması yanısıra HIV+ bireylerde sıklıkla görülebilen özofagus kandidasının semptomları olan ağız içi mantar oluşumu, ağız içi ülserleri ve yutmakta zorluk gibi semptomların iyileştiği görülmüştür.
49 katılımcı ile yapılan üç aylık başka bir çalışmada günlük 800 IU E vitamini ve 1000 mg C vitamini alımı ile lipid peroksidasyonunda azalmaya bağlı oksidatif stres düşüklüğü sonucunda vücuttaki viral yükün azaldığı görülmüştür.
DSÖ
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) HIV’de vitamin takviyeleriyle alakalı yayınladığı raporda, B kompleks vitaminleri, C ve E vitaminlerinin birlikte verildiğinde immün sistem aktivitesini arttırdığını, çocukluk dönemi ishali azalttığını ve hamile kadınlarda daha iyi kilo kontrolü yaratarak (kilo düşüşünün yaşanmaması) fetal ölümü azalttığını bildirmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ)’nün raporunda bahsettiği diğer takviyeler arasında folat, demir ve çinko bulunmaktadır..Raporda özellikle HIV+ gebe kadınlar ve çocuklar için önerilerde bulunularak her iki kategori için de günlük standart olarak 400 µg folat (B9) ve 60 mg demir önerilmiştir.
NIH
NIH, 28 Mayıs 2025 tarihli yazısında HIV+ gebelerde erken doğum riskini azaltabileceğini belirterek folat (B9) ve selenyumu önermiştir. Ayrıca kronik ishali azaltabileceği ve genel sağlığı olumlu yönde etkileyeceği amacıyla çinkoyu, HIV+ bebeklerin hayatta kalma oranını arttırabileceği ve gebelik risklerini azaltabileceği içinse A vitaminini alınabilecek takviyelerden biri olarak göstermiştir.
A vitamini ile ilgili özellikle beta karoten formunda alımlar hem WHO hem de NIH tarafından önerilmekte, fakat hekimler olarak bilmekteyiz ki A vitamini ‘U-şekilli’ bir etki profili izleyerek hem düşük hem de yüksek seviyelerde vücutta zararlı etkiler yaratabilmektedir. Bu yüzden NHS tarafından standart olarak günlük önerilen A vitamini dozu ise erkekler için 700 µg, kadınlar için 600 µg olarak gösterilse de, A vitamini takviyesinin belli bir dozda önerilebilmesi için dozun bireye spesifik olması ve bu konuda daha fazla çalışma yapılması gerektiğini vurgulamak gerekir.
Selenyum ve Çinko
Selenyum, vücutta tiroid bezlerinde, bağışıklık sisteminde ve antioksidan metabolizmada spesifik görevleri olan, vücudun iz elementlerinden biridir.
Selenyum eksikliği, vücutta oksidatif stresi arttırarak T lenfositlerinde apoptoz dediğimiz hücre ölümlerini arttırarak indirekt CD4+ hücre sayısını azaltır ve HIV+ bireylerde immün sistemin daha da zayıflamasına yol açabilir.
Yapılan çalışmalarda günlük 200 µg selenyum takviyesinin glutatyon peroksidaz(GPX) enzim aktivitesini arttırarak anti-oksidan etki yarattığı ve HIV viral yükünü azalttığı gözlenmiştir.
Bununla birlikte selenyum, tıpkı A vitamini gibi ‘U-şekilli’ bir etki profili izlediğinden ötürü yüksek dozları toksisite yaratabilmektedir. Bundan dolayı HIV+ bireylerde selenyum takviyesi önerilmeden önce mutlaka tetkik yapılması ve kullanım şemasının iyi yönetilmesi gereklidir.
Çinko, vücudumuzda bağışıklık sistemi ve birçok enzim kompleksinde yeri olan özel bir elementtir. HIV+ bireylerde inatçı ishalde kullanılması ve bağışıklık sistemindeki rolü çinkoyu HIV+ bireyler için önemli bir takviye haline getirmektedir. Yapılan çalışmalarda özellikle çinko eksikliği çeken bireylerde CD4+ hücre seviyelerinde ciddi artışlar gözlenmiştir. DSÖ raporlarında çinko takviyesinin özellikle HIV+ çocuklarda ishalin giderilmesi ve pnömoniye bağlı ölümü azalttığı bildirilmiştir.Çinko takviyesinin günlük önerilen dozu 15 mg olarak geçmekle birlikte doz eksikliğe göre belirlenmeli ve toksisiteye sebep olabilecek aşırı dozlardan kaçınılmalıdır.
AHCC
Aktif Heksoz Korele Bileşik (AHCC), bağışıklık sistemi üzerinde görülen pozitif etkisi ile faydalı olduğu bilinen bir maddedir. AHCC’nin bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerini özetle maddelendirmek istersek:
Enfeksiyon Direnci:AHCC'nin spesifik bir bakteri yerine sistemin genel savunma hattını güçlendirerek vücudu bütün enfeksiyonlara karşı korur.
NK (Doğal Katil) Hücre Aktivitesi: AHCC'nin en bilinen özelliğidir. NK hücreleri, MHC-I ekspresyonu azalmış (enfekte veya kanserleşmiş) hücreleri doğrudan tanıyıp yok eder. AHCC, bu hücrelerin sitotoksik kapasitesini artırır.
Dendritik Hücre Fonksiyonu: Dendritik hücreler, antijen sunan hücreler (APC) olarak görev yaparlar. AHCC, dentritik hücre fonksiyonunu iyileştirerek, immün yanıtın artmasına sebep olur.
T-Hücre Proliferasyonu ve Aktivitesi: AHCC, T-hücrelerinin (özellikle CD4+ ve CD8+) hem sayısının artması hem de işlevsel olarak daha aktif hale gelmesini sağlayarak, hücresel bağışıklığın HIV gibi durumlarda daha dirençli olmasını sağlar.
Sitokin Üretimi: AHCC; IFN-γ, IL-12 ve TNF-α gibi pro-inflamatuar ve immünomodülatör sitokinlerin dengesini değiştirerek bağışıklık yanıtının yönünü ve şiddetini optimize eder.
Yapılan bir çalışmada HIV+ Tüberkülozlu bireylerde altı aylık plasebo ve AHCC takviyesinden sonra, tüm klinik belirti ve semptomlarda iyileşme görülmüştür:
Öksürük ve Hemoptizi (Kan Tükürme): Altıncı ayın sonunda her iki gruptaki hastaların hiçbirinde bu semptomlara rastlanmamıştır.
Nefes Darlığı: AHCC grubunda 6 ayın sonunda nefes darlığı anlamlı düzeyde düzelirken, plasebo grubundaki düzelme %20'de kalmıştır.
İştah ve Vücut Ağırlığı: İştah, AHCC grubunda 6 ay sonra %100 iyileşme gösterirken, bu oran plasebo grubunda %32 olarak kaydedilmiştir. Bu durum, vücut ağırlığındaki artışla da uyumludur (plasebo grubunda %72'ye karşılık AHCC grubunda %96)
Bulantı ve Kusma: 6 ayın sonunda AHCC grubunda bulantı görülmezken, plasebo grubunda %8 oranında devam etmiştir. Kusma ise plasebo grubunda %16 oranında görülürken, AHCC grubunda hiçbir vakaya rastlanmamıştır.
Radyolojik ve Mikrobiyolojik Bulgular: Göğüs röntgeni sonuçları her iki grupta da iyileşme göstermiştir; altıncı ayda röntgen sonuçları plasebo grubunda %80, AHCC grubunda ise %92 oranında normal bulunmuştur.
Bu çalışma sonucunda altı ay boyunca uygulanan günlük 3 gram AHCC takviyesinin, TB/HIV hastalarında daha iyi bir klinik iyileşme sağladığı sonucuna varılmıştır.
SONUÇ
Özetle, yapılan çalışmalar HIV pozitif bireylerde multivitamin takviyelerinin hastalık progresyonunu yavaşlatabileceğini ve bazı durumlarda antiretroviral tedavi (ART) başlanma süresini geciktirebileceğini göstermektedir. Hem bir hekim, hem de bir sağlık ekonomisti olarak DSÖ,NHS ve NIH gibi resmi kurumların kabul ettiği, bilimsel literatürde yer edinmiş takviyelerin, ART seçeneklerinin hastalığın daha ileri evreleri için korunmasına katkı sağlayabileyeceğini ve bu takviyelerin ART’ye bağlı yan etkilerin yönetimi ve uzun vadeli tedavi maliyetlerinin azaltılması açısından destekleyici bir yaklaşım olabileceğini düşünüyor ve destekliyorum.
KAYNAKÇA:
1 Aralık 2025 Dünya AIDS Günü - Gençlik Danışma Birimi (GEDAB) | Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
Econix HIV/AIDS Dünya ve Türkiye Değerlendirmesi,2022 (https://econalix.net)
T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü. (2024). Ek HIV/AIDS istatistikleri. https://hsgm.saglik.gov.tr/depo/birimler/bulasici-hastaliklar-ve-erken-uyari-db/Dokumanlar/Istatistikler/HIV_AIDS_Istatistikleri.pdf
Effect of micronutrients on the immune status of human immunodeficiency virus-positive individuals.(2010)Fei Zhao , Xue-Ling Feng, Wei Xu, Yan-Min Ma, Zhe Wang, Wen-Jie Li. PMID: 20602892 DOI: 10.3881/j.issn.1000-503X.2010.03.022
Alexander J. Layden, A. J., & Julia L. Finkelstein, J. L. (2018). B-vitamins and HIV/AIDS. In V. R. Preedy & R. R. Watson (Eds.), Nutrition and HIV: Epidemiology, pathogenesis, and treatment
Selenium and zinc supplementation in HIV-infected patients: An umbrella systematic review (2024) DOI:10.1024/0300-9831/a000778
Fawzi, W. W., et al. (2004). A randomized trial of multivitamin supplements and HIV disease progression and mortality. New England Journal of Medicine. DOI: 10.1056/NEJMoa040541
WHO , e-Library of Evidence for Nutrition Actions (eLENA) .Micronutrient supplementation in adults with HIV infection (Review) Visser ME, Durao S, Sinclair D, Irlam JH, Siegfried N.
DOI: 10.1002/14651858.CD003650.pub4
Nutrient requirements for people living with HIV/AIDS : Report of a technical consultation: World Health Organization, Geneva, 13–15 May 2003(https://iris.who.int/server/api/core/bitstreams/cf6c49cd-00f9-4dc5-9283-d9b35ea0d9d1/content)
National Institutes of Health. (2024). HIV and dietary supplements. Office of Dietary Supplements. https://hivinfo.nih.gov/understanding-hiv/fact-sheets/hiv-and-dietary-supplements
World Health Organization. (t.y.). HIV data and statistics. https://www.who.int/teams/global-hiv-hepatitis-and-stis-programmes/hiv/strategic-information/hiv-data-and-statistics
The Active Hexose Correlated Compound (AHCC®) Effect on Clinical Outcome of Pulmonary Tuberculosis in HIV-Infected Patients. https://www.teikyomedicaljournal.com/article/the-active-hexose-correlated-compound-ahcc-effect-on-clinical-outcome-of-pulmonary-tuberculosis-in-hiv-infected-patients




Yorumlar